Yas Süreci Nedir? Kayıp Sonrası Yaşanan Duygularla Nasıl Baş Edilir?
- Oğuz Demir
- 7 Haz
- 10 dakikada okunur
Bazı kayıplar, hayatımızda yalnızca bir boşluk oluşturmaz. Dünyayı algılama biçimimizi, günlük alışkanlıklarımızı ve geleceğe dair kurduğumuz cümleleri de değiştirir.
Sabah uyandığınızda birkaç saniyeliğine her şey normalmiş gibi hissedebilirsiniz. Ardından kaybınızı yeniden hatırlayabilirsiniz. Gün içinde başka insanlarla konuşabilir, işlerinizi sürdürebilir, hatta bir anlığına gülebilirsiniz. Sonra tanıdık bir şarkı, bir koku, eski bir fotoğraf veya yalnızca sessiz bir oda sizi yeniden o duygunun içine çekebilir.
Yas süreci çoğu zaman düz bir çizgide ilerlemez.
İnsan bir gün biraz daha iyi hissederken ertesi gün yeniden yoğun bir özlem, öfke veya boşluk hissedebilir. Bu dalgalanmalar bazen kişiyi endişelendirebilir:
“Neden hâlâ bu kadar üzülüyorum?” “Artık daha iyi olmam gerekmez miydi?”“Bir anlığına güldüğümde ona haksızlık mı etmiş oluyorum?” “Bu acı hiç geçmeyecek mi?”
Bu soruların ortaya çıkması oldukça anlaşılırdır.
Yas, yalnızca sevilen bir insanın kaybına verilen duygusal bir tepki değildir. Aynı zamanda o kişiyle kurulan ilişkinin, alışkanlıkların, anıların ve geleceğe dair beklentilerin yeniden anlamlandırıldığı bir süreçtir.
Bu yazıda yas sürecinin ne olduğunu, kayıp sonrasında hangi duyguların yaşanabileceğini, yasın evreleri konusunu ve hangi durumlarda psikolojik desteğin önemli hâle gelebileceğini ele almak istiyorum.
Yas Süreci Nedir?
Yas süreci, sevilen veya hayatımızda önemli bir yere sahip olan bir kişinin kaybı sonrasında ortaya çıkan doğal bir tepkidir. [1]
Bu süreci yalnızca üzülmek şeklinde değerlendirmek yeterli olmaz. Yas; duyguları, düşünceleri, bedensel tepkileri, davranışları ve günlük yaşam düzenini etkileyebilir.
Kayıp sonrası bazı insanlar yoğun bir üzüntü yaşar. Bazıları uzun süre hiçbir şey hissedemediğini söyler. Bazıları öfkelenir. Bazıları ise kendisini sürekli olarak geçmişte yaşananları düşünürken bulur.
Aynı kayıp karşısında iki insanın tepkileri birbirinden tamamen farklı olabilir.
Çünkü yas sürecini etkileyen birçok unsur vardır:
Kaybedilen kişiyle kurulan ilişkinin niteliği
Kaybın beklenen veya ani biçimde gerçekleşmesi
Kişinin geçmiş yaşam deneyimleri
Sosyal destek kaynakları
İnançlar ve kültürel değerler
Kişinin duygularla baş etme biçimi
Kayıp sırasında veya sonrasında yaşanan diğer stresli olaylar
Bu nedenle yasın tek bir doğru yaşanma biçimi yoktur.
Kimi insanlar duygularını daha açık biçimde ifade eder. Kimi insanlar sessiz kalmayı tercih eder. Kimi insanlar konuşmak ister. Kimi insanlar ise bir süre yalnız kalmaya ihtiyaç duyar.
Burada önemli olan, sürecinizi başka insanların yaşadıklarıyla karşılaştırarak değerlendirmemektir.
Kayıp Yalnızca Ölüm Anlamına Gelmez
Yas denildiğinde akla ilk olarak sevilen bir kişinin ölümü gelir. Bu yazının merkezinde de özellikle bu tür kayıplar bulunuyor.
Ancak insan hayatında yas benzeri duygusal süreçleri tetikleyebilen başka kayıplar da olabilir. İş kaybı, boşanma, ayrılık, sağlık sorunları, taşınma veya yaşamın önemli bir döneminin sona ermesi de kişide yoğun bir kayıp duygusu oluşturabilir. [2]
Bazen kaybettiğimiz şey yalnızca bir insan değildir.
Bir gelecek hayali, alıştığımız bir düzen, kendimizi güvende hissettiğimiz bir ev, uzun yıllardır sürdürdüğümüz bir rol veya eskiden olduğumuz kişi de değişmiş olabilir.
Bu nedenle yas süreci yalnızca “unutmak” veya “geride bırakmak” şeklinde ele alınmamalıdır.
Çoğu zaman kişi, kaybın varlığını kabul ederek onunla birlikte yaşamayı yeniden öğrenir.
Yas Sürecinde Hangi Duygular Yaşanabilir?
Yas tutan bir kişinin her gün aynı biçimde hissetmesi beklenemez. Duygular gün içinde bile değişebilir.
Kayıp sonrası yaşanabilecek duygulardan bazıları şunlardır:
Üzüntü
Özlem
Şaşkınlık
Boşluk hissi
Öfke
Suçluluk
Kaygı
Yalnızlık
Umutsuzluk
Uyuşukluk veya hissizlik
Rahatlama
Kafa karışıklığı
Geleceğe dair belirsizlik
Bazı duyguların ortaya çıkması kişiye rahatsız edici gelebilir.
Örneğin uzun süredir ağır bir hastalıkla mücadele eden bir yakınını kaybeden kişi, üzüntünün yanında bir rahatlama da hissedebilir. Çünkü sevdiği kişinin artık acı çekmediğini düşünebilir. Ardından bu rahatlama hissi nedeniyle suçluluk duyabilir.
Bazı insanlar ise kaybettikleri kişiye karşı öfke hissedebilir:
“Beni neden yalnız bıraktın?” “Neden daha önce doktora gitmedin?” “Neden kendine daha iyi bakmadın?”
Bu düşünceler de yas sürecinin içinde yer alabilir.
Yas tutarken ortaya çıkan her duyguyu hemen çözmek veya düzeltmek zorunda değilsiniz. Bazen ilk adım, yaşadığınız duygunun varlığını kabul etmektir.
Yasın Bedensel ve Günlük Yaşama Etkileri
Yas süreci yalnızca duygusal bir deneyim değildir. Bedeniniz ve günlük yaşam düzeniniz de kayıptan etkilenebilir.
Bu dönemde şu değişiklikleri yaşayabilirsiniz:
Uykuya dalmakta zorlanmak
Gece sık sık uyanmak
Sabahları yataktan kalkmak istememek
İştah kaybı veya daha fazla yemek yeme ihtiyacı
Enerji düşüklüğü
Dikkati toplamakta zorlanmak
Unutkanlık
Bedensel gerginlik
Göğüste ağırlık hissi
Günlük işleri ertelemek
İnsanlardan uzaklaşmak
Daha çabuk sinirlenmek
Sürekli olarak kaybedilen kişi hakkında düşünmek
Kayıp sonrasında zihninizin yavaşladığını veya günlük işlere odaklanmakta zorlandığınızı hissedebilirsiniz. Bu durum özellikle yasın ilk dönemlerinde oldukça yorucu olabilir.
Bu nedenle kendinizden hemen eski performansınızı beklemek gerçekçi olmayabilir.
Yapmanız gerekenleri daha küçük parçalara ayırmak, temel ihtiyaçlarınıza öncelik vermek ve gerektiğinde çevrenizden destek istemek bu dönemde size yardımcı olabilir.
Yasın Evreleri Nelerdir?
“Yasın evreleri” internette en sık aranan konulardan biridir.
Yas süreci hakkında farklı modeller bulunur. Bazı yaklaşımlar süreci belirli evrelerle açıklamaya çalışır. En çok bilinen modellerden birinde inkâr, öfke, pazarlık, depresif duygular ve kabullenme gibi aşamalardan söz edilir. [3]
Ancak burada önemli bir noktayı vurgulamak gerekir:
Yas süreci bir kontrol listesi değildir.
Herkes aynı duyguları yaşamaz. Herkes bu duyguları aynı sırayla deneyimlemez. Bazı insanlar bir duyguyu tekrar tekrar yaşayabilir. Bazı insanlar ise belirli bir evreden hiç geçmeyebilir.
Örneğin bir gün kaybınızı daha sakin biçimde kabul edebildiğinizi düşünebilirsiniz. Birkaç gün sonra yeniden yoğun bir öfke veya özlem yaşayabilirsiniz.
Bu, geriye gittiğiniz anlamına gelmez.
Yasın evrelerini katı kurallar olarak değil, bazı insanların yaşayabileceği deneyimleri anlamlandırmaya yardımcı olan bir çerçeve olarak değerlendirmek daha doğru olur.
Yas Süreci Ne Kadar Sürer?
Yas süreci ne kadar sürer?
Bu soruya herkes için geçerli, kesin bir cevap vermek mümkün değildir.
Bir insanın kaybın ardından birkaç hafta yoğun biçimde üzülmesi ve sonrasında gündelik yaşamına yavaş yavaş dönmesi mümkün olabilir. Başka bir insan için aynı süreç çok daha uzun sürebilir.
Yasın süresini yalnızca takvim üzerinden değerlendirmek doğru değildir.
Kaybedilen kişinin hayatınızdaki yeri, birlikte geçirdiğiniz yıllar, ölümün gerçekleşme biçimi ve kayıptan sonra aldığınız destek sürecinizi etkileyebilir.
Özellikle ani, beklenmedik veya travmatik kayıplar sonrasında yas süreci daha karmaşık ve zorlayıcı hâle gelebilir. [4]
Bazen çevrenizdeki kişiler size iyi niyetle şu cümleleri kurabilir:
“Artık toparlanman gerekiyor.”“Biraz dışarı çık, kafanı dağıt.”“Hayat devam ediyor.”
Evet, hayat devam eder.
Ancak yas tutan kişi için hayatın nasıl devam edeceği yeniden öğrenilmesi gereken bir konudur.
Kendinize belirli bir süre sınırı koymanız veya başkalarının beklentilerine göre iyileşmeye çalışmanız süreci daha yorucu hâle getirebilir.
Ölüm Acısı Nasıl Geçer?
“Ölüm acısı nasıl geçer?” sorusu, kayıp yaşayan insanların en çok cevap aradığı sorulardan biridir.
Bu soruya dürüst bir cevap vermek gerekir:
Bazı kayıplar tamamen unutulmaz. Kaybedilen kişinin hayatınızdaki anlamı silinmez. Onunla ilgili anılarınız ortadan kalkmaz.
Ancak zamanla acının biçimi değişebilir.
İlk günlerde neredeyse bütün düşüncelerinizi kaplayan yoğun duygu, ilerleyen zamanlarda hayatınızın içinde daha farklı bir yere yerleşebilir. Kaybettiğiniz kişiyi hatırladığınızda yalnızca acı değil, özlem, sevgi ve birlikte geçirdiğiniz zamanlara dair bir sıcaklık da hissedebilirsiniz.
Amaç sevdiğiniz kişiyi unutmak değildir.
Amaç, onun yokluğunda hayatınızla yeniden bağ kurabilmek ve kaybın bıraktığı izi yaşamınızın içine yerleştirebilmektir.
Yas Süreci Nasıl Atlatılır?
İnternette “yas süreci nasıl atlatılır?” sorusuyla karşılaşmak oldukça yaygındır.
Ancak “atlatmak” kelimesi bazen yanıltıcı olabilir. Çünkü yas, hızlıca aşılması gereken bir engel değildir.
Daha gerçekçi bir soru şu olabilir:
“Kayıp sonrasında yaşadığım duygularla nasıl baş edebilirim?”
Herkese iyi gelecek tek bir yöntem yoktur. Ancak bazı yaklaşımlar bu süreçte destekleyici olabilir.
Duygularınıza Alan Açın
Üzüntünüzü bastırmak veya her an güçlü görünmeye çalışmak zorunda değilsiniz.
Ağlamak, konuşmak, sessiz kalmak veya yalnızca bir süre dinlenmek isteyebilirsiniz. Duygularınızı yaşamaya izin vermek, zayıflık değildir.
Kendinizi Başkalarıyla Karşılaştırmayın
Kardeşiniz, eşiniz veya arkadaşınız aynı kaybı sizden farklı biçimde yaşayabilir.
Bir insan daha çok konuşurken başka bir insan içine kapanabilir. Biri günlük yaşamına daha hızlı dönerken diğeri daha fazla zamana ihtiyaç duyabilir.
Bu farklar, kimin daha çok sevdiğini göstermez.
Temel İhtiyaçlarınızı İhmal Etmeyin
Yas döneminde basit görünen ihtiyaçları karşılamak bile zorlaşabilir.
Mümkün olduğunca düzenli yemek yemeye, su içmeye, uyku saatlerinizi korumaya ve kısa da olsa hareket etmeye çalışın.
Her gün büyük hedefler koymanız gerekmiyor. Bazen yalnızca duş almak, kısa bir yürüyüş yapmak veya bir öğün yemek hazırlamak bile önemli olabilir.
Güvendiğiniz İnsanlarla Bağlantıda Kalın
Bazı günlerde konuşmak istemeyebilirsiniz. Bu anlaşılır bir durumdur.
Ancak yas sürecinde tamamen yalnız kalmak duygusal yükünüzü artırabilir. Güvendiğiniz bir insanla sessizce oturmak bile destekleyici olabilir.
Her zaman uzun cümleler kurmanız gerekmez.
Bazen yalnızca şunu söylemeniz yeterlidir:
“Bugün biraz zorlanıyorum. Yanımda olmanı istiyorum.”
Anma Biçimlerinizi Bulun
Kaybettiğiniz kişiyle kurduğunuz bağı sürdürmenin farklı yolları olabilir:
Onunla ilgili anılarınızı yazmak
Fotoğrafları düzenlemek
Sevdiği bir yemeği hazırlamak
Özel günlerde onu anmak
Bir ağaca veya çiçeğe bakım vermek
Onun adına anlamlı bir bağış yapmak
Size bıraktığı değerleri hayatınızda yaşatmak
Anmak, geçmişte takılı kalmak anlamına gelmez.
Bazen anmak, ilişkiyi hayatınızda yeni bir biçimde konumlandırmanın bir yoludur.
Kendinize Küçük Hedefler Koyun
Yas sürecinde hayatın tamamını yeniden düzenlemeye çalışmak yorucu olabilir.
Günü daha küçük parçalara ayırabilirsiniz:
Bugün yalnızca markete gitmek
Bir arkadaşınıza mesaj atmak
Kısa bir yürüyüş yapmak
Birikmiş tek bir işi tamamlamak
Bir öğün yemek hazırlamak
Biraz dinlenmek
Küçük adımlar önemsiz değildir.
Bazen toparlanma, büyük değişimlerden değil, tekrar edilen küçük davranışlardan oluşur.
Yas Tutan Birine Nasıl Destek Olunur?
Sevdiğiniz bir insan kayıp yaşadığında ne söyleyeceğinizi bilemeyebilirsiniz.
Bazen yanlış bir şey söylemekten korktuğunuz için tamamen sessiz kalabilirsiniz. Ancak yas tutan kişinin çoğu zaman kusursuz cümlelere değil, yanında kalabilecek insanlara ihtiyacı vardır.
Şu cümleler destekleyici olabilir:
“Yanındayım.”
“Konuşmak istediğinde seni dinleyebilirim.”
“Bugün senin için ne yapabilirim?”
“Yemek getirmemi ister misin?”
“Seni aramamı ister misin, yoksa biraz yalnız kalmaya mı ihtiyacın var?”
“Onu anlatmak istersen dinlemek isterim.”
Pratik destek de oldukça değerlidir.
Yemek hazırlamak, alışveriş yapmak, resmi işlemler konusunda yardımcı olmak veya yalnızca bir süre kişinin yanında oturmak önemli olabilir.
Yas Tutan Birine Söylenmemesi Gerekenler
İyi niyetle söylenen bazı cümleler yas tutan kişide anlaşılmadığı hissini oluşturabilir.
Şu ifadelerden mümkün olduğunca kaçınmak faydalı olabilir:
“Güçlü olmalısın.”
“Artık ağlama.”
“Zaman her şeyi çözer.”
“En azından uzun bir hayat yaşadı.”
“En azından acı çekmiyor.”
“Senin de toparlanman gerekiyor.”
“Hayatına devam etmelisin.”
“Daha kötüsünü yaşayanlar var.”
“Ben olsam böyle davranmazdım.”
Bazen bir çözüm üretmeye çalışmadan yalnızca dinlemek daha değerlidir.
Yas tutan kişinin duygularını düzeltmek zorunda değilsiniz. Onun yanında kalmanız yeterli olabilir.
Kayıp Sonrası Suçluluk Hissi
Yas sürecinde suçluluk oldukça sık karşılaşılan duygulardan biridir.
Kişi geçmişte yaşananları tekrar tekrar düşünebilir:
“Daha fazla yanında olmalıydım.”“Son konuşmamız farklı olsaydı keşke.”“Belirtileri daha önce fark edebilir miydim?”“Neden o gün aramadım?”
Bu düşünceler bazen kişinin zihninde uzun süre dönebilir.
Geçmişe bugünün bilgisiyle bakmak, insanı daha sert yargılamaya neden olabilir. Oysa o dönemde sahip olduğunuz imkânlar, bilgiler ve duygusal kapasiteniz bugünkünden farklı olabilir.
Suçluluk hissi yoğunlaştığında şu soruları kendinize yöneltebilirsiniz:
O dönemde gerçekten bildiklerim nelerdi?
Kontrol edemediğim hangi koşullar vardı?
Kendime, sevdiğim bir arkadaşıma davranacağım kadar anlayışlı davranıyor muyum?
Yaşanan her şeyin sorumluluğunu tek başıma üstleniyor olabilir miyim?
Bu sorular her duyguyu hemen ortadan kaldırmaz.
Ancak kendinizle daha adil bir ilişki kurmanıza yardımcı olabilir.
Özel Günler ve Yıldönümleri Neden Zorlayıcı Olabilir?
Doğum günleri, bayramlar, yıldönümleri veya kaybedilen kişiyle birlikte geçirilen özel günler yas duygusunu yeniden yoğunlaştırabilir.
Bazen takvimdeki tarihi bilinçli olarak düşünmeseniz bile bedeniniz ve zihniniz yaklaşan günü hatırlayabilir.
Bu dönemler geldiğinde yeniden zorlanmanız, hiç ilerlemediğiniz anlamına gelmez.
Özel günler için küçük bir plan yapmak faydalı olabilir:
O günü nerede geçirmek istediğinizi önceden düşünün.
Yalnız kalmak isteyip istemediğinize karar verin.
Size destek olabilecek kişilerle iletişimde kalın.
Kendinizi zorunlu sosyal programlara dahil etmeyin.
Anma ritüeli oluşturmayı değerlendirin.
Duygularınızın değişebileceğini kabul edin.
Bazı günler daha kolay, bazı günler daha zor olabilir.
Bu dalgalanmalar yas sürecinin doğal yapısında bulunabilir.
Çocuklar ve Ergenler Yas Sürecini Nasıl Yaşar?
Çocuklar ve ergenler de kayıp sonrasında yas tutar. Ancak duygularını yetişkinlerden farklı biçimlerde gösterebilirler.
Bir çocuk kısa süre önce ağladıktan sonra oyun oynamaya dönebilir. Bu durum kaybı anlamadığı veya üzülmediği anlamına gelmez.
Bazı çocuklar daha fazla soru sorabilir. Bazıları sessizleşebilir. Bazıları öfkeli davranabilir, derslerine odaklanmakta zorlanabilir veya uyku problemleri yaşayabilir.
Çocuklarla konuşurken yaşlarına uygun, açık ve anlaşılır bir dil kullanmak önemlidir.
Belirsiz ifadeler bazen kafa karışıklığı yaratabilir. Çocuğun sorularına dürüst, sade ve güven verici yanıtlar vermek gerekir.
Çocuğun duygularını küçümsememek ve yaşadığı kaybı konuşabileceği güvenli bir alan oluşturmak önemlidir.
Yas Sürecinde Ne Zaman Psikolojik Destek Alınmalı?
Yas doğal bir süreçtir. Her üzüntü psikolojik bir problem olduğu anlamına gelmez.
Ancak bazı durumlarda kayıp sonrasında yaşanan duygular kişinin günlük yaşamını belirgin biçimde zorlaştırabilir.
Şu durumlarda psikolojik destek almayı değerlendirebilirsiniz:
Günlük sorumluluklarınızı uzun süredir yerine getirmekte zorlanıyorsanız
Yoğun suçluluk hissi hayatınızın büyük bölümünü kaplıyorsa
İşinize veya eğitiminize odaklanamıyorsanız
Sosyal çevrenizden tamamen uzaklaştıysanız
Uyku ve beslenme düzeniniz belirgin biçimde bozulduysa
Kaybı düşündüğünüzde yoğun kaygı veya panik hissediyorsanız
Sürekli olarak olayın gerçekleştiği anı zihninizde tekrar yaşıyorsanız
Alkol veya farklı maddelere daha fazla yöneldiğinizi fark ediyorsanız
Hiçbir şeyin anlamı kalmadığını düşünüyorsanız
Kendinize zarar verme düşünceleriniz varsa
Özellikle kendinize zarar verme düşünceleriniz varsa bu durumu tek başınıza taşımaya çalışmamanız önemlidir. Yakın çevrenizden destek istemeniz ve gerekli sağlık hizmetlerine vakit kaybetmeden başvurmanız gerekir.
Terapi Sürecinde Neleri Ele Alabiliriz?
Yas sürecinde terapi, yaşadığınız duyguları hızla ortadan kaldırmayı veya kaybettiğiniz kişiyi unutmanızı amaçlamaz.
Terapi sürecinde kaybınızı kendi hızınızda anlatabileceğiniz, duygularınızı yargılanmadan ele alabileceğiniz güvenli bir alan oluşturmaya çalışırız.
Görüşmelerde şu konular üzerinde çalışabiliriz:
Kayıp sonrasında yaşadığınız duygular
Yoğun özlem ve boşluk hissi
Suçluluk düşünceleri
Öfke ve hayal kırıklığı
Yalnızlık hissi
Günlük yaşama yeniden uyum sağlamak
Uyku ve rutin problemleri
Sosyal çevreyle kurulan ilişkiler
Özel günlerde ortaya çıkan zorlayıcı duygular
Ani veya travmatik kayıpların etkileri
Kaybedilen kişiyle kurulan bağın hayatınızdaki anlamı
Geleceğe yeniden yönelme konusunda yaşanan güçlükler
Her insanın yas süreci farklıdır.
Bu nedenle terapi süreci de kişinin ihtiyaçlarına göre şekillenir.
Online ve Yüz Yüze Seans İmkânı
Kayıp sonrasında yaşadığınız duygular günlük yaşamınızı zorlaştırıyorsa veya bu süreci tek başınıza taşımakta güçlük çekiyorsanız profesyonel destek almayı değerlendirebilirsiniz.
Seanslarımı hem online hem de yüz yüze olarak sürdürüyorum.
Online görüşmeler, farklı bir şehirde veya ülkede yaşayan, ulaşım konusunda güçlük yaşayan ya da kendi ortamında görüşmeyi tercih eden kişiler için uygun bir seçenek olabilir.
Yüz yüze seanslarda ise danışanla aynı fiziksel ortamda, gizliliğe dayalı ve güvenli bir terapi çerçevesi içinde çalışıyorum.
Her iki görüşme biçiminde de temel amacım aynıdır: Yaşadığınız süreci aceleye getirmeden ele almak, duygularınızı anlamlandırmanıza yardımcı olmak ve kayıpla birlikte değişen hayatınızla yeniden bağ kurmanızı desteklemek.
Sık Sorulan Sorular
Yas süreci normalde ne kadar sürer?
Yas süreci için herkes adına geçerli kesin bir süre belirlemek mümkün değildir. Kayıbın niteliği, kaybedilen kişiyle kurulan bağ ve kişinin yaşam koşulları süreci etkileyebilir. Önemli olan yalnızca geçen süre değil, kaybın günlük yaşamınızı ne ölçüde etkilediğidir.
Yasın evreleri sırayla mı yaşanır?
Hayır. Yasın evreleri katı ve değişmez bir sıra olarak değerlendirilmemelidir. Bazı duygular tekrar ortaya çıkabilir. Bazı duygular ise hiç yaşanmayabilir.
Yas sürecinde ağlamamak normal mi?
Evet. Her insan üzüntüsünü aynı biçimde ifade etmez. Ağlamamak, kaybedilen kişiyi sevmediğiniz veya üzülmediğiniz anlamına gelmez.
Kayıptan sonra tekrar mutlu hissetmek yanlış mı?
Hayır. Güldüğünüzde, keyif aldığınızda veya hayatınıza devam ettiğinizde kaybettiğiniz kişiye haksızlık etmiş olmazsınız. Hayatla yeniden bağlantı kurmak, sevginizi değersizleştirmez.
Yas sürecinde terapi almak gerekli mi?
Her yas sürecinde terapi zorunlu değildir. Ancak yaşadığınız duygular günlük yaşamınızı belirgin biçimde zorlaştırıyorsa, kayıpla baş etmekte güçlük çekiyorsanız veya yoğun umutsuzluk yaşıyorsanız psikolojik destek faydalı olabilir.
Yas Tutmak Unutmak Değildir
Yas süreci, sevdiğiniz kişiyi unutmanız gereken bir dönem değildir.
Onun hayatınızdaki yerini yeniden anlamlandırdığınız, yokluğuna rağmen yaşamınızla tekrar bağ kurmaya çalıştığınız bir süreçtir.
Bazı günler daha iyi hissedebilirsiniz. Bazı günler yeniden zorlanabilirsiniz. Bir fotoğraf, bir şarkı veya beklenmedik bir anı sizi yeniden geçmişe götürebilir.
Bu, bütün ilerlemenizin kaybolduğu anlamına gelmez.
Kendinizden hemen toparlanmanızı beklemek yerine, yaşadığınız duygulara alan açmayı deneyebilirsiniz.
Çünkü yas tutmak yalnızca kaybın acısıyla ilgili değildir.
Aynı zamanda kurduğunuz bağın, sevginin ve birlikte geçirdiğiniz zamanın hayatınızda
bıraktığı izlerle de ilgilidir.
Kaynaklar
Türkiye Psikiyatri Derneği – Yas Süreci
Türkiye Psikiyatri Derneği – Afet Sonrası Travmatik Yas Süreci
CDC – Grief and Loss
APA Dictionary of Psychology – Stages of Grief
NHS – Coping with Bereavement and Grief





Yorumlar